MEB DAVALARI BİRER BİRER KAYBEDİYOR

Şahsa bağlı eğitim uzmanları AYM kararının ardından açtıkları davaları birer birer kazanıyorlar. TBMM'ye gönderilen kanun tasarısının bir an evvel yasalaşması hem eğitim uzmanlarını hem de MEB yönetimini rahatlatacaktır.

MEB DAVALARI BİRER BİRER KAYBEDİYOR



T.C.
SAMSUN
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Y.D. İtiraz No: ……………………
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA VERİLEN KARARA İTİRAZ EDEN DAVACI: ………………………
VEKİLİ:…………..
KARŞI TARAF (DAVALI): MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI / ANKARA
VEKİLİ:…………
Milli Mücadele Cad. No: 6/8 Çankaya/ANKARA
İSTEMİN ÖZETİ : Dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulması
İsteminin reddine karar veren Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin …/…/2015 gün ve …………………… sayılı kararının; dava konusu işlemin dayanağı olan kanun maddelerinin Anayasa Mahkemesi karan ile iptal edildiği, neticede idari işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, hukuk kuralları gereğince haksız ve hukuksuz bu uygulamanın yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki dunum getirilmesinin icap ettiği, davacının statüsü ve özlük haklan birlikte düşünüldüğünde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına kadar hukuki sürecin başlatılmaması ve bu sürecin uzunluğu sebebi ile birtakım zararların meydana geldiği ileri sürülerek kaldırılması ve dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi isteminden ibarettir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesince dava dosyası incelenip 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27/7 maddesi uyarınca itiraz istemi hakkında işin gereği görüşüldü;

Dava; davacının eski görev yeri ve kadrosu olan ……… İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine atanmak için yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ve kadrosuna yapılan atama işleminin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında. "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler... Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur." hükmü yer almıştır.

6528 sayılı Kanunun 25. Maddesiyle 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. Maddesinin 3 fıkrasında; Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkam ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması halinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır" hükmü; yer almaktadır.

Bu düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle Anayasa mahkemesine iptal davası açılmış. Anayasa Mahkemesi 13.07.2015 gün ve E:20l4/88 K:20I5/I968 sayılı karan ile "Kamu personeli olarak görev yapan kişilerin bulundukları görevlerden alınmalarını gerektiren haklı bir neden olmadıkça görevlerine son verilememesi, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Kamu personelinin bulundukları görevden alınma ve başka bir göreve atanmalarının, haklarında bu yönde idari işlem tesis edilmesi ile gerçekleşmesi kural olmakla birlikte, hukukî ve fiilî zorunluluk hallerinde bu hususlarda yasal düzenlemeler yapılabileceği de kabul edilmektedir.
Söz konusu zorunluluklar nedeniyle getirilen ve ilgililerin kazanılmış haklarını ihlal etmeyen düzenlemeler, hukukî güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.

Kanun koyucu Anayasa'ya uygun olmak kaydıyla, kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin koşulları belirleyerek kadro düzenlemesi yapabilir ve bu kapsamda, kamu hizmetinin gerekleri yönünden ve kamu yararı amacıyla yeni kadrolar ihdas edebileceği gibi mevcut bazı kadroları da kaldırabilir. Ayrıca, kamu idareleri ile kamu görevlileri arasındaki ilişkiler, kural tasarruflarla düzenlendiğinden, kamu görevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar koyabilir ya da var olan kuralları değiştirebilir.

Kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmaları kapsamında, teşkilat yapısı değiştirilen kurum ve kuruluşların bazı kadrolarında görev yapan kamu görevlilerinin görevlerinin sona erdirilerek başka kadrolara atanmalarının öngörülmesi, söz konusu hukukî ve fiilî zorunluluklar nedeniyle getirilen yasal düzenlemelerin bir örneğini oluşturmakta ve hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açmamaktadır.
Bu durumda, ilgililerin başka kadrolara atanmalarının sebep unsuru, ilgili kurumun ya da kuruluşun yeniden teşkilatlandırılması olup, yürürlükte bulunan kanunlara dayanılarak ve kamu görevlisinin öznel durumu dikkate alınarak idarece tesis edilen naklen atama işlemlerinden farklıdır. Söz konusu hukukî ve fiilî zorunluluklar nedeniyle kazanılmış haklar korunarak başka kadrolara atama yapılması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.

Öte yandan, dava konusu kuralla tek bir kişi hakkında bireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip, aksine genel ve soyut bir kural getirilmektedir. Soyut bir kuralın gerçekte tek bir kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut niteliğini ortadan kaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz edilebilmesi için somut olarak bir kişinin hukukî durumunda değişiklik yapan bir irade açıklamasının bulunması gerekir. Dava konusu kuralla doğrudan bazı kişilerin hukukî durumunda değişiklik yapılmasına yönelik bir irade açıklamasında bulunulmadığından bireysel işlemin varlığından söz edilemez. Kuralda belirtilen kadrolarda görev yapan kişilerin hukuki durumlarının düzenlemenin sonucundan etkilenmiş olması bu neticeyi değiştirmez.

Dava konusu kural, Millî Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında yer alan bazı kadrolarında bulunanların görevlerinin sona ermesini, bu kişilerin atanacaktan kadroları ve atandıktan kadroların şahsa bağlı kadrolar olmasını düzenlemektedir.

6528 sayılı Kanun'la Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatında yapılan değişiklikler incelendiğinde, Bakanlığın hizmet birimleri kapsamında iki yeni genel müdürlük (ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genci Müdürlüğü) kurulduğu, "Bilgi İşlem Grup Başkanlığı" ile "İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığı" adlarının "Bilgi İşlem Daire Başkanlığı" ve "İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı" şeklinde değiştirildiği ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığının görevlerinin sayıldığı bentlerden birinde de değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. 6528 sayılı Kanun'la yapılan bir diğer değişiklik, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının, Bakanlığın "karar organı" olmaktan çıkarılarak "inceleme organı"na dönüştürülmesidir. Bu değişiklik paralelinde anılan Başkanlığın görevlerinde de değişikliğe gidilmiştir. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üye kaynaklarının belirtildiği fıkrada yapılan değişiklikle ise "eğitim ile ilgili alanlarda öğretim üyeleri" kaynağının yer aldığı bent "öğretim üyeleri" şeklinde değiştirilerek, bu kişilerin eğitim ile ilgili alanlardan olması koşulu kaldırılmıştır.

Madde gerekçesinde, "...Bakanlıkta hâlihazırda yürütülmekte olan yeniden yapılanma çalışmalarına paralel olarak, belirli kademelerdeki yönetici kadrolarında bulunanların ihdas edilen kadrolara atanmaları ve malî haklarının korunması öngörülmektedir" denilmekte ise de 6528 sayılı Kanun'la 652 sayılı KHK'de yapılan değişiklikler bir bütün olarak incelendiğinde, Bakanlık teşkilatında yapılan ve yukarıda açıklanan değişiklikler, Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, müsteşar yardımcısı, genel müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı, il müdürü, il millî eğitim müdür yardımcısı ve ilçe millî eğitim müdürü kadrosunda bulunanların görevlerinin sona ermesini,
şahsa bağlı şube müdürü kadrosunda bulunanların ise bir başka kadroya atanmalarını gerektiren hukuki ve fiilî zorunluluk olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava konusu kural, söz konusu kişiler yönünden hukukî güvenlik ilkesinin ihlaline yol açmaktadır." gerekçesiyle anılan maddenin 3. fıkralarını Anayasaya aykırı bularak iptal etmiş ve bu karar 24.07.2015 gün ve 29424 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının eski görev yeri ve kadrosu olan ………. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine atanmak için yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ve kadrosuna yapılan atama işleminin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılmış, dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin davacı istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27/2 maddesinde öngörülen koşullar oluşmadığı gerekçesiyle Samsun 2. İdare Mahkemesinin 09/12/2015 gün ve E:2015/1639 sayılı kararı ile reddedilmiş, anılan karara 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27/7 maddesi uyarınca davacı tarafından itiraz edilmiştir.

Anayasa'nın 153. maddesinin 2. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin, bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, 3. fıkrasında ise, kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği. 5. fıkrasında da, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hükmü yer almıştır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğünü ileriye dönük olarak ertelemesi, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için zaman tanımak ve hukuksal bir boşluğun doğmamasını sağlamak amacına yöneliktir. İptal kararının ileriye dönük olarak ertelenmiş olması, yargı yerlerince görülmekte olan uyuşmazlıklarda Anayasaca aykırı bulunarak iptal edilen yasa kuralının uygulanması sonucunu doğurmaz.
Anayasa'nın 153. maddesinde yer olan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına engel olmak, kamu yararına aykırı sonuçları önlemek ve hukuksal işlemlerin geçerliliğini sağlamak amacıyla kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesince bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanması zorunludur.

Bakılan davada, davacının …………….. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevini yapmakta iken 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. maddesinin 3.maddesi uyarınca, bu maddenin 14.03.2014 günlü ve 28941 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erdiğine ve anılan hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğine göre, davacının il milli eğitim müdür yardımcılığı görevinden alınmasının yasal dayanağının ortadan kalktığının hukuken kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, 652 sayılı KHK'ye eklenen Geçici 10. maddenin 3. fıkrası uyarınca görevi sona eren davacının, anılan hükmün Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine, görevden alınmasının hukuki dayanaktan yoksun hale geldiği göz önüne atadığında, oluşan yeni hukuki durum nedeniyle ……………. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine atanma istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde ve kadrosuna yapılan atama işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu işlemlerin uygulanması halinde davacının telafisi güç veya imkansız zararlarının doğabileceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle itirazın KABULÜNE, Samsun 2. İdare Mahkemesinin 09/12/2015 gün ve …………………… sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemlerin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, .../.../2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
eğitim uzmanı - 12 ay önce
keser döner sap döner, yanlış hesap adaletten döner. şi̇mdi başkaları düşünsün. maddi ve manevi tazminatlarda çabası, bunların hesabını kim ödeyecek..yapanın yanına kar kalmıyor...
Avatar
uzman - 12 ay önce
eğitim uzmanı olarak beni rahatlatacak olan bakanlığın meclise sunacağı kanun teklifi değil, açtığım davayı kazanarak eski görev yerime dönmemdir.
Avatar
uzman - 12 ay önce
kesinlikle görevime dönmeliyim.sunulan kanun beni çok da ilgilendirmiyor.
Avatar
haksızlığın sonu berbattır - 12 ay önce
insanların adalete ve hukukun üstünlüğüne olan güveni sarsılırsa işte o zaman bekleyelim bir gün mutlaka ilahi adalet bir şekilde tecelli eder.
Avatar
adalet - 12 ay önce
siz hangi kritere gore mudur olduydunuzda simdi burdan hesap soruyonuz
Avatar
uzman - 11 ay önce
devlet opera ve balesi genel müdürü rengim gökmen yargı kararıyla iki yıl sonra görevine döndü.aynı şekilde bizler de yargının bir an önce karar vermesini ve bakanlığın görevlerimize iade etmesini bekliyoruz.