Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenine Sahip Çıkmalıdır!

Ülkemizde öğretmene şiddet olayları görüp bildiğimizden, medyada haberlere yansıyanlardan daha çok sayıda ve süreklilikte yaşanmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenine Sahip Çıkmalıdır!



Geçtiğimiz ay Esenler Hasip Dinçsoy İlkokulunda bayan öğretmenimiz veli tarafından darp edildi, birkaç hafta önce Ordu Durugöl İlkokulunda bir öğretmenimiz veli tarafından silah kabzası ile darp edildi. Geçen hafta Çatalca’da okul çıkışında 30 yıllık bir sınıf öğretmeni bir öğrencinin amcası tarafından muşta ile feci şekilde dövüldü.Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu tip olaylar kaydedilmiş görüntüsü olmadıkça medyada yer almamakta dolayısıyla gündeme gelmemektedir. Maalesef daha çok ölümle sonuçlanan veya güvenlik kameralarının kaydettiği olayları medyadan görüp takip edebiliyoruz.

Medyanın öğretmene saldırı haberlerine yeterli ilgiyi göstermediği bir ortamda Milli Eğitim Bakanlığının kendi çalışanlarına yönelik bu tür olaylarda sessiz kalması, görmezden gelmesi kabul edilemez. Kendi bakanlığımız bize sahip çıkmayacaksa kim sahip çıkacak? Öğretmeni kim koruyacak, hakkını kim savunacak?

Öğretmene yönelik saldırıların engellenmesi için öncelikle caydırıcılık sağlanmalıdır. Böyle bir eylemde bulunacak kişi bunun kendisi için çok ağır bedelleri olacağını bilmelidir. Öğretmene dayak attığı günün ertesinde savcılık sorgulamasının ardından sokakta serbest dolaşan vahşiler olduktan sonra öğretmene şiddetin durdurulması mümkün değildir.

Şiddete uğrayan öğretmenlerin her türlü ileri derecede tedavi imkânları ve masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır. Bunun yanında olayın adli boyutunda da avukat ve mahkeme masraflarını bakanlık karşılayarak kurumsal olarak öğretmeninin yanında olduğunu göstermelidir. Alo 147 hattıyla velilerin 7/24 hizmetinde olan bakanlık, öğretmeni Alo 155 Polis İmdat hattıyla baş başa bırakmamalıdır.

Maalesef ülkemizde valilik, kaymakamlık gibi makamları işgal eden bazı yetkili kişilerzaman zaman öğretmenleri hedef alan açıklamalarıalenen toplum içinde, sosyal medyada ve hatta okulda, öğrencinin gözü önünde yapmaktadırlar. Hiçbir mülki amirin bir devlet memurunu, bir öğretmeni toplum içinde uyarma, kınamahakkı yoktur. Hiç bir şart altında hiç amirin memurunu azarlama hakkı da yoktur. “Azarlama” devlette görevli hiçbir yetkiliye bahşedilmiş bir yetki değildir. Hatası olan, mevzuata aykırı davranan bir öğretmen varsa devlet adabı içinde ve mevzuatta belirtilen şekillerde uyarılabilir, eylemleri soruşturulabilir. Ancak hiçbir mülki amirin “mevzuatı bir kenara koyma” hakkı yoktur. Bu şekilde, öğretmenlerin yetkili kişilerce toplum içinde eleştirilmesi ve aşağılanması şiddet yanlısı sorunlu velilere cesaret vermekte, öğretmene yönelik şiddet olaylarını kolaylaştıran bir ortama zemin hazırlamaktadır.

Öğretmenlerin böyle bir ortamda, okulda ve okul çevresinde kendilerini güvende hissedememeleri ne öğrencilerin yararına ne de velilerin yararınadır. Öğretmenlerine değer vermeyen toplumlar cahillik bataklığında çırpınmaya, çırpındıkça daha çok cehalete bulanmaya mahkûmdurlar.

Bu kapsamda öğretmene saldırı ve şiddet olaylarının engellenebilmesi için Milli Eğitim Bakanlığına önerilerimiz şunlardır:

Öğretmene şiddet eyleminde bulunan öğrenci veya öğrenci velilerinin alacağı cezaların arttırılması yönünde kanun değişikliklerinin yapılması sağlanmalıdır.
Bu eylemlerde bulunan saldırganların mümkün olduğu ölçüde tutuklu yargılanmalarının sağlanması yönünde kanuni değişiklikler yapılmalıdır.
Saldırıya uğrayan öğretmenlerin her türlü tedavi ve bakım masrafı bakanlıkça karşılanmalıdır. Özellikle ücra bölgelerde görevli öğretmenlerden bulunduğu bölgedeki sağlık kuruluşlarında ihtiyacı olan tedaviye ulaşamayan öğretmenlerin daha gelişmiş sağlık kuruluşlarında, gerekirse özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilmesi sağlanmalıdır.
Olayın adli boyutunda bakanlık davalara müdahil olmalı, çalışanına yapılmış saldırıyı kendine yapılmış saymalıdır. Avukatlık ve diğer dava masraflarını bakanlık üstlenmelidir.
Saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen hukuki açıdan şehit sayılmalı, ardında kalan yakınları şehit yakınlarının yararlandığı haklardan yararlanabilmelidir.
Saldırı sonucu görevine geçici süre devam edemeyen öğretmenler maddi açıdan mağdur edilmemeli, raporlu oldukları sürelerde ders görevlerini yerine getirmiş sayılarak ek derslerinde ve maaşlarında kesinti yapılmamalıdır.
Saldırı mağduru olmuş öğretmenler istekleri halinde yaz dönemi veya Şubat tatilini beklemeden il içi / il dışı özür grubu tayini isteyebilmeli ve bu istekleri kontenjan kısıtlaması bahane edilmeden karşılanmalıdır.
Vali, kaymakam ve Milli Eğitim Müdürleri başta olmak üzere öğretmenlerin amiri konumunda bulunan tüm devlet görevlilerine toplum içinde ve sosyal medyada öğretmenleri kıracak, rencide edecek, aşağılayacak söz ve eylemlerden kaçınması gerekmeleri hatırlatılmalıdır. Bu hususa aykırı davrananlar hakkında yasal işlem yapılmalıdır.
Bu tedbirlerin alınması Milli Eğitim Bakanlığının asli unsuru olan öğretmenlere değer verdiğinin kanıtı olacaktır. Şüphesiz ki değer veren de hak ettiği değeri alacaktır.

 Özcan ŞAHMAN

Anadolu Eğitim Sendikası Çatalca İlçe Temsilcisi 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.