MEB'in 'Uzmanlara Haklarını Vermeyin' Çabası!

İlçe milli eğitim müdürleri ve il milli eğitim müdür yardımcılarının MEB’e açtıkları davalar MEB yöneticileri ve hukukçularını zorlamaya başladı. Aslında AYM kararından sonra ya göreve iade ya da özlük ve maddi hakların tesisi şeklinde bu sorun çözülebilirdi. Ama nedense MEB büyük bir kararlılık -Söylemek istemiyorum ama sebebini anlayamadığımız bir kinle- hiçbir hakkı vermemeye adeta yemin etmiş durumda.

MEB'in 'Uzmanlara Haklarını Vermeyin' Çabası!



 İlçe milli eğitim müdürleri ve il milli eğitim müdür yardımcılarının MEB’e açtıkları davalar MEB yöneticileri ve hukukçularını zorlamaya başladı. Aslında AYM kararından sonra ya göreve iade ya da özlük ve maddi hakların tesisi şeklinde bu sorun çözülebilirdi. Ama nedense MEB büyük bir kararlılık -Söylemek istemiyorum ama sebebini anlayamadığımız bir kinle- hiçbir hakkı vermemeye adeta yemin etmiş durumda.

Yerel mahkemelerin savunma isteği üzerine MEB hukuk müşavirlerinin hazırladığı savunma elimize ulaştı. Savunma metninin aslı da elimizde ama içeriğini yazıya dökerek sizlerle paylaşmayı uygun gördük.

Doğrusu Eğitim Müşaviri savunmayı hazırlarken oldukça zorlanmış ve bizce çarpıtmış.

BİRİNCİ ÇARPITMA: Sayın Müşavir der ki: “…..Dolayısıyla idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümüyle görevli idari yargıda, kanun hükmünde kararnamenin bir sonucu olarak tesis edilen işlemlere karşı yürütmenin durdurulması ve iptal davası açma imkânı bulunmamaktadır.”

Cevap: Sayın Müşavirim, sizler gibi biz de biliyoruz ki kanun ya da KHK ile ilgili bir düzenleme sadece AYM tarafından –Anayasaya uygunluk açısından- ele alınabilir. Nitekim AYM 6528 sayılı kanunun söz konusu maddelerini yayımladığı gerekçeli kararda görüleceği gibi Anayasaya aykırı bulmuştur.

İşte buna dayanarak şahsa bağlı eğitim uzmanları da idareye göreve iade isteği içerir dilekçe vermişlerdir. 

Yani Sayın Müşavirim, savunmanızı verdiğiniz dava KHK’ya karşı açılmamıştır; açık AYM kararına rağmen mahkeme kararını uygulamayan idareye karşı dilekçesine uygun davranılmadığı için açılmıştır.

İKİNCİ ÇARPITMA: Savunmada şu ifade kullanılmış: “…Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararlan gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.”

Sayın müşavir Anayasanın 153. Maddesinde geçen hem AYM kararlarının kesin olduğunu hem de AYM’nin kendisini idare yerine koymaması gerektiğini amir hükümlerini paylaşmış.

Sayın Müşavir şunu mu der: AYM ne karar alırsa alsın, sonuçta idarenin kararını bu karar etkilemez. İptal ettiğiyle kalır ve idare bildiğini yapmaya devam eder! Özür diliyorum ama bir hukukçu olarak Sayın Müşavirin AYM’yi ve idare mahkemelerini boşa çıkaran bu tutumu kaygı vericidir.

Gayet tabi ki mahkemeler kendilerini idare yerine koyamazlar. Ancak idare iptal edilen bir kanun ya da kanun maddesiyle işlem tesis etmeye devam ederse de suç işler. Ya derhal yeni bir idari mevzuat tesisi ya da mahkemece iptal edilen hususun eski haline çevrilmesi idarenin kanuni vazifesidir.

ÜÇÜNCÜ ÇARPITMA: Sayın Müsteşar der: “Nitekim Anayasa Mahkemesi 12.12.1989 günlü ve 1989/1 esas, 1989/48 sayılı kararında; ‘Türk Anayasa Sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.’ demek sureliyle konuya açıklık getirmiştir.”

Kusura bakmasın ama AYM kararlarının ve hatta diğer mahkeme kararlarının da geriye doğru yürümezliği tamamen vatandaşın yani mağdurun haklarını korumak içindir. Yoksa hak arayan kişiyle ilgili olası bir olumlu karar uygulanmayacaksa bu mahkemenin de kararın da ne anlamı kalır.

Aslında çok yazıldı çizildi ve çok önemli hukukçuların görüşleri paylaşıldı ki bu husus kesinlikle sabittir. AYM kararları davacının aleyhineyse kişinin zarara uğramaması için hüküm geriye doğru işlemez diğer durumlarda kesinlikle AYM kararlarına uyulmalıdır.

Peki, neden o zaman MEB bürokratları ve hukuk müşavirleri ısrarla bu konuyu çarpıtıyorlar? Kanaatimizce yokluk! Ellerinde hukuki bir güvence kalmayan ve kendilerini savunamayan MEB zorlama yorumlarla işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadır ancak nafile.

MEB HUKUK MÜŞAVİRİNİN GÖR(E)MEDİĞİ HUSUS:

AYM açıkladığı gerekçeli kararda –Müşavir Bey’de vardır- 652 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 10. Maddenin 5. Fıkrasını da iptal etmiştir. “(5)  de "Üçüncü fıkraya göre ekli (3) sayılı listedeki Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne bağlı hizmet içi eğilim enstitülerinde görevlendirilir. Üçüncü fıkraya göre Eğitim Uzmanı kadrolarına atananlar. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında Bakan tarafından belirlenen birimlerde sürekli görevle istihdam edilir. Bunlardan daha önce öğretmen olarak görev yapmış bulunanlar hizmet süreleri, hizmet puanları ve tercihleri dikkate alınmak suretiyle, ihtiyaç bulunan okullarda öğretmen olarak görevlendirilebilir. Bu personelin sürekli görevle istihdam edildiği yerle ilgili olarak 10/02/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun geçici göreve ilişkin hükümleri uygulanmaz."

Dolayısıyla beklerdik ki Sayın Müşavirler Sayın Bakan ya da Müsteşardan randevu istesinler ve onlara desinler ki: “AYM dava konusu olmadığı halde mülga duruma düştüğü için 5 fıkrayı bile iptal etti. Biz şu an itibariyle şahsa bağlı eğitim uzmanlarını mevcut şekilde istihdam edemeyiz. Hukuken yok hükmünde olan bir kadroda maaş ödenmesi de mümkün değildir. Ya derhal yeni bir pozisyon ihdas edilmeli ya da eski görevlerine iadeleri gerekmektedir.” 

Böyle bir konuşma yapıldı da yetkililer uygulamadıysa amenna ancak bu uyarı müşavirlerce yapılmadıysa vah MEB hukuk bürosunun haline ki vah!

SONUÇ: MEB Hukuk Müşavirlerinin hazırladıkları savunma son derece yetersiz, yanlış ve dayanaksızdır. Yerel mahkemelerin böyle bir savunmaya itibar etmeleri söz konudu bile olmaz kanaatimizce. Varsayalım ki bu savunmayla bazı yerel mahkemeler davalıyı haklı bulsun. Yine çıkmaz bir sokaktır bu yol. Üst mahkemelerle hukuk süreci devam eder ve erinde geçinde MEB mahkum olur. Mahkeme masrafları kabarır,  gücü atıl şekilde beklemeye devam eder ve MEB bürokrasisi gereksiz yere meşgul edilmiş olur.

MEB’in bir an evvel şahsa bağlı eğitim uzmanlarına mali ve özlük haklarını teslim etmesi sorunu çözecektir. 



İşte MEB hukuk bürosunun mahkemeye gönderdiği savunma:

AÇIKLAMALAR  …………………………… İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden 6528 sayılı Kanun ile aynı İl Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Uzmanlığı (Şahsa Bağlı) kadrosuna atanan ………………., Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca önceki görevine atanması talebinin zımnen reddi işleminin iptali talebiyle Bakanlığımız aleyhine dava açmıştır.



SAVUNMALARIMIZ: Davacı dilekçesinde …………….. İlçe Milli Eğitim Müdürü iken, 14.03.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6528 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. maddenin (3) fıkrası ile ihdas edilen şahsa bağlı eğilim uzmanı kadrosuna atandığını, atamaya dayanak bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 13.07.2015 tarihli ve E:20l4/88, K:2015/68 sayılı gerekçeli kararıyla iptal edildiğini ileri sürerek, önceki görevi olan ………………. ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosuna atamasının yapılmasını ve bu süre zarfında uğradığı maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi için yaptığı 07.08.2015 tarihli ………….. Valiliği (İl Millî Eğitim Müdürlüğü)'nin 15.08.2015 tarihli ve 8093451 sayılı başvurusuna cevap verilmeyerek zımnen reddi işleminin ve Eğitim Uzmanı (Şahsa Bağlı) kadrosuna atanmasının yürütmesinin durdurulması ve iptali karan verilmesini istemekte ise de;



14/03/2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6528 sayılı Millî Bakanlığımız ve davacı ………………… arasındaki ihtilafta davacının Şahsa Bağlı Eğitim Uzmanı olarak atanmasının. Milli Eğitim Bakanlığının yeniden yapılandırılması sürecinde anılan Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen bağıl yetki çerçevesinde, belirlenen unvandaki görevin sona erdirilerek maaş ve özlük hakları korunmak suretiyle yapılan zorunlu bir atama izlemi olduğundan, davalı idareye atama yapma konusunda herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde karar alma olanağı tanınmamıştır.



Kanun hükmünde kararnameler, yürütme organının bir işlemi olmakla birlikle fonksiyonel açıdan kanun niteliği taşıyan hukuki düzenlemelerdir. Dolayısıyla idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümüyle görevli idari yargıda, kanun hükmünde kararnamenin bir sonucu olarak tesis edilen işlemlere karşı yürütmenin durdurulması ve iptal davası açma imkânı bulunmamaktadır.



Davacının işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan bir kanun hükmünde kararname ile yapılan atama işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle açtığı davanın İdari Yargılama Usulü Kanununun 2., 14. ve 15. maddeleri gereği reddi gerekmektedir.



2709 sayılı Anayasanın 145. maddesi “Anayasa Mahkemesi kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler...” hükmünü içermektedir.



Yine 153. madde: "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararlan gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasan veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar” hükmünü düzenlemektedir.



Davacı dava dilekçesine eklediği Anayasa Mahkemesinin 13.07.2015 tarihli ve E:20I4/88,K: 2015/68 sayılı gerekçeli iptal kararıyla, iptal kararından önce yürürlükte olan düzenlemeye bağlı olarak gerçekleştirilen işlemin iptalini talep etmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına konu olan hukuki düzenlemeler iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihe kadar hukuki hüküm ifade ederler. İptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasıyla yürürlükten kalkarlar.



Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen ve tamamlanmış yasal bir işlem söz konusudur. Davacının Şahsa Bağlı Eğitim Uzmanı olarak atanması işleminin dayanağı olan Kanun Hükmünde Kararnamenin atamaya ilişkin hükümlerinin iptalinden bahisle, ……………………. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanması talebinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.



Nitekim Anayasa Mahkemesi 12.12.1989 günlü ve 1989/1 esas, 1989/48 sayılı kararında; “Türk Anayasa Sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak içini iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır." demek sureliyle konuya açıklık getirmiştir.



Davacının atama işleminin hukuki dayanağını oluşturan ve bu işlemin tesisi sırasında yürürlükte olan bir kanun hükmünde kararnamenin hukuki sonuçlarına karşı yürütmenin durdurulması karan verilmesi ve devamında iptal edilmesi talebinin hukuksal dayanağı bulunmadığı gibi; Anayasa Mahkemesinin atama işleminin dayanağı olan Kanun hükmünde Eğilim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. madde (3) de; "Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kumlu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli



(3)          sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına. Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve II Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğilim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır."



(4)          de "Bu madde uyarınca ekli (3) sayılı listede anılan kadrolara atanmış sayılan personelin yeni kadrolarına atanmış sayıldıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); yeni atandıkları kadrolara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (ilgili mevzuatı uyarınca fiili çalışmaya bağlı fazla mesai ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atanmış sayıldıkları kadro unvanlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, kendi istekleriyle başka kurululara atananlara fark tazminatı ödenmesine son verilir."



(5)          de "Üçüncü fıkraya göre ekli (3) sayılı listedeki Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına atanmış sayılanlar Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne bağlı hizmet içi eğilim enstitülerinde görevlendirilir. Üçüncü fıkraya göre Eğitim Uzmanı kadrolarına atananlar. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında Bakan tarafından belirlenen birimlerde sürekli görevle istihdam edilir. Bunlardan daha önce öğretmen olarak görev yapmış bulunanlar hizmet süreleri, hizmet puanları ve tercihleri dikkate alınmak suretiyle, ihtiyaç bulunan okullarda öğretmen olarak görevlendirilebilir. Bu personelin sürekli görevle istihdam edildiği yerle ilgili olarak 10/02/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun geçici göreve ilişkin hükümleri uygulanmaz."



hükümleri yer almaktadır.



Görüleceği üzere, 14/03/2014 tarihinde yürürlüğe giren 652S sayılı Kanunun 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. maddenin 3, 4 ve 5. fıkraları ile belirtilen unvanlarda bulunan kişilerin görevleri sonlandırılmış ve ihdas edilen kadrolara bulundukları kadro dereceleriyle atanmışlardır. Dolayısıyla 14/03/2014 günü itibariyle Bakanlık merkez, teşkilatında Müsteşar Yardımcılarından Şube Müdürüne kadar yönelim kademesinde bulunan tüm kişiler ile taşra teşkilatında il müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları ve ilçe milli eğitim müdürlerinin görevleri sona ermiştir.



Öte yandan, davacının mali haklarına yönelik iddialarına da 6528 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10. maddesinin 4. fıkrası ile ekte sunulan, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 15/05/2014 tarihli ve 4146 sayılı (Ek-I) yazısı uyarınca itibar edilmesi hukuken olanaklı değildir.



Kararnamenin ilgili hükümlerinin iptal edilmesinden bahisle idareden yeni bir işlem tesisi talebi de hukuksal dayanaktan yoksundur.



SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen mahkemenizce de resen gözetilecek sebeplerden dolayı davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ederim.



…………………....

Hukuk Müşaviri

http://www.personelmebhaber.net/meb-in-uzmanlarla-ilgili-savunmasi-hatalarla-dolu-makale,8.html


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oflu Hoca - 1 yıl önce
meb 10 yıldır eğitimi bıraktı, işi gücü personelin moralini bozmak, doğruluğu dürüstlüğü çöpe atmak, şahsi çıkarcı ve kinci bir nesil yetiştirmektir.
Avatar
klavuz - 1 yıl önce
konuyu çok basit bir şekilde çözme gücü ve kudreti bulunan meb merkez bürokratları işi kan davası haline getirme çabası içindelermiş gibi bir görünüm sergiliyorlar maalesef.makam ve mevkiler ilelebet sizin ve sizingibi düşünenlerin olsun.benim hakkim kalsin mahşere.. vesselam.. her zaman şunu söylüyorum,bir kez daha tekrar edeceğim.bizleri üzen faktör ne makami ne sandalyesi nede ipotek koyduğunuz 1buçuk yillik ücret artişi.. bizlere itibarimizi geri verin başka ihsaninizi istemeyiz...
Avatar
Eğitimci - 1 yıl önce
devlette işler ne hantal işliyormuş arkadaş. devletin en büyük mahkemesi durumu uygun bir dille açıklamış ki; okuma yazması olan herkes bu kararın ne anlama geldiğini bilir ve aym kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu bilir. ama bizim meb hukukçuları, büroklatları bir çok kara cahilden daha cahil ki bir türlü bu işi çözemediler.
Avatar
uzman - 1 yıl önce
ueyder yönetimine çağrım, değerli arkadaşlar meb bürokratlarının bu keyfi davranışlarını hukuk dışı uygulamalarını detaylı bir şekilde sn;cumhurbaşkanımıza ve başbakanımıza izah edin bakın sorun nasıl çözülüyor benden söylemesi.
Avatar
YÖRÜK ALİ - 1 yıl önce
nabi avci ve müsteşar ne zaman istifa edecek acaba.dört gözle bekliyorum.........
Avatar
neymiş? - 1 yıl önce
demekki başbakanimizin dediği gibi türkiye değil kindarlar kazanmış. hukuk herkese lazım.