İş güvencemize göz dikenler 3 milyon memuru karşısında bulur

Kamu-Sen Genel Başkanı Koncuk gündemdeki gelişmeler ve memura iş güvencesinin kaldırılması tartışmalarına dair sorularımızı yanıtladı.

İş güvencemize göz dikenler 3 milyon memuru karşısında bulur



Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, kamu emekçilerinin iş güvencesinin hedef alınması, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kamuda başlayan açığa almalar ve kamudaki cemaat yapılanmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Evrensel’in sorularını yanıtlayan Koncuk, kamu kurumlarında işe alımlarda uygulanan mülakat sisteminin cemaat ve siyasi yapılanmaların önünü açtığını ifade etti. Koncuk, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun değiştirilip memura iş güvencesinin kaldırılması tartışmalarına ilişkin de şunları söyledi: “İş güvencesine karşı ortaya çıkabilecek her türlü tehdidi memurun varlığına karşı girişilmiş bir saldırı olarak kabul eder ve nefs-i müdafaa hakkımızı kullanırız. Türk memurunun güvencelerini yok etmek isteyenler, yaklaşık 3 milyon kamu çalışanını karşılarında bulur” dedi.

Kamuda başlayan açığa almaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
15 Temmuz günü darbe teşebbüsünün içeriden ve dışarıdan destekçileri olduğu gibi elbette kamu kurum ve kuruluşlarında da bu kimselere lojistik destek sağlayan işbirlikçileri bulunmaktadır. Ancak, bunları tespit edeyim derken, bunların militan kadrosu ile ilgisi olmayan insanların da açığa alınması kaygı vericidir. Buna karşın gerçekleştirilen açığa almaların, bir cadı avına dönüştürülmemesi, yalnızca terör örgütlerine üyeliği kesin olan kamu görevlilerini kapsaması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu alçak darbe girişiminin ve buna bağlı olarak yaşanan görevden almaların, iktidarın siyasi muhaliflerini bertaraf etmek için bir gerekçe olarak ortaya konulmaması;  ilgisi bulunmayan kamu görevlilerinin ise bir an önce görevlerinin başına dönmesinin sağlanması gerek. Kamu kurum ve kuruluşlarında yaşanan bu sürecin, asılsız dedikodulara dayalı görevden alma boyutuna ulaşarak kamu görevlileri üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaması, kamuda çalışma barışının bozularak bir muhaberat devleti anlayışına geçilmemesi, kamu hizmetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Eğer bir tek masum kamu çalışanı bile bu süreçte haksız yere cezalandırılır, bir tek karar bile kamu vicdanında sorgulanacak boyuta gelirse, bu durum siyasilerin ve kamu görevlileri hakkında karar veren mercilerin asla ödeyemeyecekleri vebal olarak tarihe geçecektir.

Konfederasyonunuza üye kaş kişi açığa alındı ve açığa alınma gerekçeleri neydi?
Bu konuda net bir rakam elimizde olmamakla birlikte; sendika olarak en az açığa alınanlar Türkiye Kamu-Sen çatısı altında olan kamu çalışanlarıdır. Bugüne kadar bize ulaşan bilgiler, kamu görevlilerinin sosyal medya hesaplarında yaptıkları siyasi değerlendirmelerden, parasal işlemlerini yaptıkları finans kuruluşlarına, takip ettikleri basın-yayın organlarından, çocuklarını gönderdikleri eğitim kurumlarına kadar geniş bir yelpazede araştırmaya tutuldukları hatta aile bireylerinin ve yakınlarının dahi aynı tür bir yaklaşımla ele alındığı ve en küçük bir şüphede açığa alınma işleminin gerçekleştirildiği yönündedir.    

İŞ GÜVENCESİ KONUSUNDA DİĞER SENDİKALARA KAPIMIZ AÇIK
657 sayılı devlet memurları kanunun değiştirilip memura iş güvencesinin kaldırılması gündeme geldi. İş güvencesinin kaldırılması sizi nasıl etkileyecek? İş güvencenize sahip çıkmak için önümüzdeki günlerde eylem ve etkinlikler düzenlemeyi planlıyor musunuz? İş güvencesi için diğer konfederasyonlarla ortaklaşmayı düşünüyor musunuz?

İş güvencesi Türkiye Kamu-Sen’in kırmızı çizgisidir. İş güvencesine karşı ortaya çıkabilecek her türlü tehdidi memurun varlığına karşı girişilmiş bir saldırı olarak kabul eder ve nefs-i müdafaa hakkımızı kullanırız. Türk memurunun güvencelerini yok etmek isteyenler, yaklaşık 3 milyon kamu çalışanını karşılarında bulur. Böyle bir girişim durumunda, Türkiye’yi eylem alanına çevireceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Kaldı ki, 657 sayılı Kanunu değiştirmek çok da kolay bir uygulama olmayacaktır. Anayasanın 128. Maddesi ortadayken memurun iş güvencesini yok etmek mümkün değildir. Bu bakımdan bir anayasa değişikliği sürecinde referandum için 330, doğrudan değişiklik yapabilmek için 367 oyun  gerekli olduğu bir ortamda meclis aritmetiği de buna müsaade etmez.
Diğer sendikalarla birlikte hareket etme noktasında ise, halisane niyetlerle bizlerin yanında yer almak isteyen, memurun hakkını korumak isteyen her sendikaya, teröre ve teröriste destek vermemesi kaydıyla kapımız açıktır. Onlarla ortak hareket ederiz. İktidarın dümen suyundan çıkamayan, iktidarın emir eri konumuna gelmiş olan sendikaların, Türkiye Kamu-Sen’in ilkeli sendikacılığının yanında yer alamayacağının da bilincindeyiz. Bu bakımdan burada en büyük görev, kamu çalışanlarımıza düşmektedir. Onlar karşı karşıya oldukları tehdidin farkına vararak kendilerini gerçek anlamda temsil eden, kapalı kapılar ardında kendilerini pazarlamayan sendikalarda örgütlü mücadelelerini sürdürmeli ve bu var olma savaşında yerlerini doğru cephede almalıdırlar.

'SİYASİ ATAMALAR YÜZÜNDEN'
Kamuda Gülen Cemaati örgütlenmesi söz konusu. Sizce bu yapılanmanın önü nasıl açıldı? Kamuda işe alımlara sözlü mülakat uygulamasına devam edileceği hükümet kanadından açıklandı. Siz sözlü mülakat uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamuda ortaya çıkan bu yapılanmanın temellerinin 30-35 yıl öncesine dayandığını görüyoruz. Ama özellikle 2000’li yılların başı ile 2012 arasında bu yapının tam anlamıyla kamuda nüvelendiğini söylemek mümkün. Bu süreçte özellikle kamu personeli seçme sınavlarındaki kopya iddiaları, görevde yükselme sınavlarının açılmayarak vekâletle görevlendirme yapılması, görevlendirmelerde liyakat ve adalet ilkesinin göz ardı edilmesi neticesinde, bu yapı kamuda kendisine yer edinmiştir. Bu süreçte bir kez daha görüldü ki, kamu görevlisi ve memur kavramı devletlerin geleceğini doğrudan etkileyecek mahiyette önem taşımaktadır. Yaşadıklarımız sonucunda umuyoruz ki, görevlendirmelerde liyakatin ve yeterliliğin önemi anlaşılmıştır. Memurların siyasi düşüncesine, partilere yakınlığına, sendikal tercihine bağlı olarak ve hiçbir objektif kural gözetilmeden yapılan atamalar sonucunda ülkemizin kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir terör örgütü gerçeğiyle yüz yüze geldik.  

CUMHURBAŞKANI SÖZÜNÜ TUTACAK MI?
Sizin sözleşmeli mülakat sistemine karşı girişimleriniz var mı?
Hem sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına hem mülakata hem de sadece mülakat puanı ile atama yapılmasına Danıştay nezdinde dava açtık. Geçmiş yargı kararlarını da emsal gösterdik. Elimizde şube müdürleri ile ilgili emsal kararları var iken, eğer Danıştay’dan farklı bir karar çıkarsa, kendi kendine tezat düşmüş olacaktır. Benim anlamadığım konu şudur: Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir tecrübesi var.  Şube müdürlüğü sınavını bu usul ile yapmış ve yargıdan geri dönmüştür. Yeniden öğretmen alım sistemine monte etmek, bu işe yeniden bir kaosu getirme riskini hesap etmemek demektir.
Eğer bu ülkeyi yönetenler, bir süre sonra başka bir vesayet belası ile karşılaşmak istemiyorlarsa, mutlak surette, işe alımlarda ve görevde yükselme işlemlerinde tecrübesini ve kişiliğini objektif bir biçimde değerlendirecek bir sistem oluşturmak ve adaleti sağlamak zorundadır. Aksi halde, idarecilerin etrafını saracak yeni siyasi yandaşlar, yeni menfaat örgütleri, yeni güç odakları ile ülke kısa zaman içinde yeni bir kaosa daha girme tehlikesiyle yüz yüze kalacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ifade etti. Bu sözün de takipçisi olacağız.

BES'TE KATILIMCILARIN GÖRÜŞLERİNE BAŞVURULMALI
Kamu emekçilerini de kapsayan “Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemini” nasıl değerlendiriyorsunuz?  
Bu uygulamadan 2 ay içerisinde çıkılabilecek olması olumludur. Ancak, çalışanın maaşından sormadan kesinti yapılacak olması, çıkma hakkı verilmesine rağmen, rahatsız edicidir. Burada yapılması gereken en önemli çalışma, bu kanunun kapsamına girecek olanların görüşüne başvurmak ve kanunun katılımcılar için ne getirip ne götüreceğini gerçekçi bir şekilde ortaya koymaktır.  


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
asli - 4 ay önce
Bir sendika kapatildi uyeleri darbeci diye aciga alindi, sorgusuz sualsiz. Siz sessiz kaldiniz, birde ortada sendikaci diye haktan bahsediyorsunuz yaziklar olsun darbeciler kahrolsun hukuksuzluga susan diller ..