Bu GATA da neymiş arkadaş!

Bu GATA da neymiş arkadaş!
06 Temmuz 2017 Perşembe 13:54

 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, KHK'lar ile devlet işleyişinde çeşitli değişiklik yapıldı, çok sayıda akademisyen, memur ve asker FETÖ bağlantısı gerekçesi ile devlet kurumlarından ve TSK'dan uzaklaştırıldı. Yapılanlar karşısında kimileri "yetmez, daha gidecek çok yol var" derken, bir kısmı da "parçalanan aileler, kimsesiz kalan çocuklar, haksızlığa uğrayan mazlumlar" edebiyatına sığındı. Her iki yaklaşım için de söylenecek söz bulunabilir ama benim dikkatimi çeken daha çok GATA ve askeri hastaneler konusunda gösterilen şiddetli direnç ve tepki oldu.

İlginç geldi... Belki işin içinde olmadığımızdan, belki doktorlardan ne çıkacak ki diye düşündüğümüzden... Sonra bir tesadüf, bu işi bilen birileri ile bir tanış, çeşitli irtibatlar, görüşmeler ve neler öğrendim neler... Otursam yazsam belki kitap olur ama "henüz" öyle bir niyetim yok.Öğrendiklerimden sonra GATA ve askeri hastaneler ile ilgili eleştirilere daha

farklı bir gözle bakmaya, her şeyin arkasında bir bit yeniği aramaya başladım.

Biraz komplocu da olsa ilginç bağlantılar ve karmaşık ilişkiler gözüme çarptı

durdu. Aslında yazmayacaktım ama en son gıda zehirlenmesi olaylarında

gösterilen tepkiler üzerine bir şeyler karalayayım dedim. Belki birilerinin

daha gözü açılır...

------------

15 Temmuz sonrası devlet FETÖ ile mücadele için GATA ve askeri hastaneleri

Sağlık Bakanlığına devrederken pek çok üst düzey askeri doktoru da TSK'dan uzaklaştırdı.

Hemen akabinde bazı politikacılar, emekli askerler ve medya kalemşörleri ısrarla

bu konunun üzerine gitmeye başladılar. Yıllarca FETÖ GATA'da ilmek ilmek örülürken

Komutanlık yapmış isimlerin ağzından "askeri tıbbiyenin zarureti" üzerine

çarşaf çarşaf beyanatlar, çok tanınmış gazetelerde arz-ı endam etmeye

başladı. Adeta yapılan işlemleri geri aldırmaya yönelik bir plan yürürlükteydi.

Bu koroya zaman zaman Türk Tabipleri Birliği (TTB) de dahil oldu...

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Ekim 2016'da yaptığı "Kaşınırlarsa anlatırım"

açıklamasından sonra bu ısrarın şiddeti hissedilir ölçüde azalsa da yine

de tamamen kesilmeden bazı köşe yazılarında dokundurmalarla devam etti. Buna

bir de Sağlık Bakanı ve ulusal sağlık sistemindeki reformları hedefleyen sistematik

kötüleme haberleri eklendi.

Manisa'da yaşanan salgınlardan sonra birileri "GATA hayaleti"ni tekrar

dolandırmaya başladı. Bir milletvekili çıktı, sanki ne alakası varsa "Askeri

hastaneler kapatılmamış olsaydı eminim ki olaylar büyümeyecek, bu raddeye gelmeyecekti.

Sağlık olaylarının kısa sürede çözülmesi ve önlenmesi açısından önemi büyük

olan askeri hastanelerin kapatılması da yine bu hükümetin yaptığı büyük yanlışlar

arasındadır" dedi...

Bununla da bitmedi eleştiriler... Doktorların tamamını temsil eden meslek odası

"Türk Tabipleri Birliği" bir açıklama yayınlayarak "GATA'nın ortadan kaldırılmasıyla

gıda güvenliği hizmetinin hangi kurum tarafından yürütüldüğü ya da bu hizmetin

olup olmadığı da belli değildir" şeklinde bir garabet yumurtladı ortalığa. Burada

duramadı, "Türkiye'de tüm askeri birliklerin gıda kaynaklı salgın tehdidi altında

olduğunu", "Bu salgınlar silsilesini ortaya çıkaran nedenlerin başında, askeri

birliklerde halk sağlığı hizmetlerinin sahipsiz kalmasının geldiğini", "Geçmiş

deneyimlerden de yararlanarak, askeri birliklerde gerekli halk sağlığı hizmet

yapılanmasının acilen oluşturulması gerektiğini" ileri sürdü.

---------

Tekrar bağlantılarıma başvurdum. Aldığım bilgiler ışığında şunu net olarak ortaya koyayım...

Çoğu askerin ve revirlerde çalışan askeri doktorların da yıllarca şikayet

ettiği üzere GATA hiçbir zaman askerin birliklerin ve buralarda görev yapan

doktorların sorunlarıyla uğraşmamış. Kıtalarda Gıda Kontrol ve Hijyen faaliyetleri

veteriner hekimler tarafından ve sorumluluk sahasına göre Gıda Kontrol Müfreze

Komutanlıklarınca yürütülürmüş. Bunların da GATA ile hiçbir alakası yokmuş.

Zaten sayısı yıllar içinde giderek azalan kıt'a hekimlerinin yüzlerce askerin

muayenesini bırakıp bir de gıda ve su kontrolüne ayıracak zamanları da yokmuş.

Doktorlar bir tek 15 günlük sağlık kontrolü ve üç aylık portör muayeneleri

yaparlarmış. Genel gözden geçirme ve bazı tıbbi testlerin yapılmasına dayanan

bu muayenelerin de GATA ile bir alakası yokmuş ve hiçbir zaman da olmamış.

Bir yerlerde bir salgın çıktığında -ki geçmiş yıllarda özellikle su alt yapısından kaynaklanan ishal salgınları bazı bölgelerde neredeyse düzenli olarak görülüyormuş- durum öncelikle birlikteki pratisyen tabipler tarafından kontrol altına alınıyormuş. Daha ciddi hastalıklarda -menenjit, tüberküloz salgını vs.- GATA'dan uzman hekimler devreye giriyormuş -ki son olaylarda da Sağlık Bakanlığı tüm birimleri ile devreye girmiş-. O çok bahsettikleri askeri hastanelere gelince... Askeri hastaneler hasta, doktor, malzeme, bina ve en çok da sistem yokluğundan dolayı 15 Temmuz'dan çok önce kapanma noktasına gelmiş. Belli bir planlamaya göre aşama aşama kapatılmaya başlanmış. Manisa'daki askeri hastane de 2013'te kapatılmış...

TTB'nin "halk sağlığı hizmetinin yeniden kurulması" açıklamasını görünce tanıdığım bir şeyden daha bahsetti... GATA'da kıt'a sağlığı konuları ile ilgili birim Halk Sağlığı ve Askeri Sağlık Hizmetleri bölümleri imiş. Öğrencilere ders vermek ve yayın yapmak-bir de FETÖ'cü örgütlenmeyi planlamak- dışında bir işle uğraşmayan bu bölümler GATA'daki FETÖ örgütlenmesinin en yoğun ve aktif olduğu bölümlermiş. Nitekim 15 Temmuz sonrası KHK'lar ile her iki bölümden yığınla hoca atılmış.

----

Daha söylenebilecek çok şey var... Ama herşeyi bir çırpıda anlatıp, okuyanları da şok etmeye gerek yok.

Yaşanan olumsuzluklar üzerinden siyasal iktidara "çakma" meraklılarına da bir

sormak lazım; Yani ne diyorsunuz? Askeri tıbbiyeyi yeniden mi kuralım? KHK

ile atılanları da geri alalım mı?

Ömer Polatlıoğlu


Etiketler; #

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.