Koncuk, 'İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca 'OHAL' yaşayacaktır'

İsmail Koncuk Antalya'da düzenlenen 'Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres” temalı Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu İstişare Toplantısı'nda

Koncuk, 'İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca 'OHAL' yaşayacaktır'



Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk Antalya’da düzenlenen “Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres” temalı 'Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu İstişare Toplantısı'nda konuştu.    Antalya'da gerçekleştirilen toplantılar neticesinde Türkiye Kamu-Sen’i gelecek günlere taşıyacak yeni yol haritalarının belirlediği kaydedildi.  

KONCUK: STRATEJİMİZ, ÇALIŞMAK VE ANLATMAKTIR  

'Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu İstişare Toplantısı'nda son gününde kapanış konuşması yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca olağanüstü hal ile karşı karşıya kalacaktır” dedi. İşte İsmail Koncuk'un konuşmasından bazı bölümler: "Sarı sendikacılık nedir? Bir çok arkadaşımız, “Stratejimiz ne olmalı?” diyorlar. Bizim stratejimiz belli, çalışmak, hakkı anlatmak. Anlatacak o kadar çok şey var ki.  Yeter ki o azim ve niyette olalım. Türkiye Kamu-Sen’li olmak için kamu çalışanlarının o kadar çok gerekçesi var ki. Eğer bir memur bırakın ülke menfaatlerini sadece kendi menfaatine dahi düşünecek olsa Türkiye Kamu-Sen ile birlikte olmak zorunda. Yandaş sendikanın sunumlarına menfaat diyorlar ya, onlar günlük menfaatlerdir, uzun sürmez o menfaatler. Biz haklarımızı savunmak, geriye gitmesine engel olmak için çabalayacağız. “Sarı sendikacılık nedir?” demiştim.  Darp edilmişsiniz, dayak yemişsiniz, gidip avukat tutuyorsunuz, dünyanın parasını veriyorsunuz haklarımı savun diye.  O avukat, hakim karşısında gidip sizi darp eden adamı savunuyor. İşte sarı sendikacılık tam da budur. Bu avukata ve bu durumu göre göre davanızın sonucunun ne olacağını aklı zerre kadar çalışan herkes görür, bilir. İşte bu sarı sendikaya üye olanlar da darp edildiği halde cezayı karşı taraf değil kendisi alacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıyayız.

Nedir bunun cezası?

İş güvencemizi kaybetmektir. Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettiğimiz tüm hakları kaybetmektir. Bugün KHK’larla binlerce insanımız nasıl açığa alındılar? Adeta kamudan silindi süpürüldü. İşte yarın bu olağan üstü durum sebebiyle alınan KHK kararları ve gücüyle bunlar yapıldı ama yarın bunlara gerek dahi kalmadan aynı gücü kudreti devleti ve ülkeyi yönetenler kamu çalışanları üzerinde uygulayacak zemini ebedi kullanma hakları olabilir.   Aynen şu anda OHAL hangi yetkileri veriyorsa, kamu çalışanlarının anlattığımız anlamda o haklarının elinden alınması, bunun OHAL süresiyle sınırlı olmaması sonucunu doğuracaktır. Kamu çalışanları ömrü boyunca OHAL yaşayacaktır, Türkçesi budur. İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca olağanüstü hal ile karşı karşıya kalacaktır. Şu anda OHAL’in gereklilikleri var, buna bir şey demiyoruz ama bu ömür boyunca olmaz. İşte bu OHAL’in kamuda ebed müddet olmasının önüne geçmek zorundadır kamu çalışanı.

Peki ne yapmak lazım?

Ses vermek, mücadele etmek, el ele vermek lazım. Bundan daha büyük bir menfaat olabilir mi? Kaderimizi siyasi iktidarların iki dudağı arasına terk etmek bizi nasıl bir sonun beklediğini göstermektedir.   Bu mücadeleyi biz veriyoruz. 4 Nisan’da 50 bin kişiyle Ankara’da yaptığımız, “İş güvenceme dokunma” Büyük Mitingi bunun en iyi örneğidir. Bunu yine yaparız, siyasi iktidar kamu çalışanları ile oynarken dikkatli olmalıdır. Bakın, üniversitelerdeki ÖYP’liler çok basit bir değişiklikle 33/A’lı iken 50/D’li yapıldı. Yani kapının önüne konulabilecek bir düzenleme yapıldı. Biz elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Kamu çalışanları bizleri Nasreddin Hoca durumuna düşürürlerse kaybederiz. Bunun  lamı cimi yok, bu kayıp sadece bizim değil, kamuda çalışacak olan tüm evlatlarımızın kaybı olur. Bu kafayla gidildiği sürece siyasi iktidarın ocağında ısınmayan hiç kimse kamuda yer bulamaz. Bu sistem daha da derinleşmeden tedbir almamız lazım.

Kim alacak bu tedbiri?

Kamu çalışanları alacak. Stratejimiz anlatmaktır. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Bu teşkilatın içinde olan herkes bunları anlatacak”    “Biz adaleti seslendirmek zorundayız, Türkiye’de herkesin hukuk ve adalet vurgusu yapması gerekmektedir” dedi. Koncuk, “Kamuda açığa alınmaların takipçisiyiz. Elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Yapılan yanlışları gündeme getirmeye devam edeceğiz. Bu zaman alıcı bir süreçtir ama bu süreci de el birliği ile geçireceğiz. Umarım kamuda açılan bu yara derinleşmeden çözülür. Biz Fetöcülere sahip çıkmıyoruz, sadece masum hiçbir günahı olmayanlara sahip çıkıyoruz. Elimizde çok sağlam deliller yoksa, insanlara şucu bucu diye yaklaşma lüksümüz olmaz. Bu anlayış Türkiye’de kökleştikçe herkes zarar görür. Türk Ceza Kanununda, evrensel hukuk da suç tanımına girmeyen suçlamalarla insanlar meslekten atılırlarsa adı ne olursa olsun yarın aynı silahla bir başka siyasi ya da düşünce grubunu başka birileri vurur. Türkiye’de evrensel hukuk normlarının yerleşmesi için bir sendikal anlayış mücadele etmiyorsa o eksik bir yapıdır. Türkiye’nin her aydınının hukuku, adaleti vurgulaması lazımdır. Hukuk ve adalet dışında herhangi bir yöntemle ortaya konulan her türlü çalışma hayırlı sonuçlar doğurmaz, keyfiyeti, yanlışı ve arızalı sonuçları beraberinde getirir. Biz adaleti seslendirmek zorundayız. Günlük politikalarla meseleleri değerlendirirsek bu olmaz. Hukuku düşmanımıza dahi adaletle yaklaşacak kadar istiyorsak  samimiyetle hukuku istiyoruz demektir. Böyle olmaz ise Türkiye’de asla huzur, mutluluk, sükunet sağlayamayız. Bugün A grubu, yarın B grubu mutlu olur ama her zaman acı çeken birileri olur. Mesele topyekûn huzur ve mutluluk içinde yaşamaktır. Gidin bir AB ülkesine ve görün, oradaki insanlar haklarını bilir. Sokakta yürürken başına bir şey gelmeyeceğinden emindir. İşte bunları bizim de sağlamak için gayret göstermemiz gerekiyor. Sendikacılık bunu gerektiriyor. Bunu yapmak zorundayız. Adalet istemek zorundayız. Toplantımız camiamıza ve milletimize hayırlı uğurlu olsun. Birlik ve beraberlik içinde yine toplantılar yapacağız, ülkemizin ve kamu çalışanlarının hak ve menfaatleri için mücadeleye devam edeceğiz. Hepinizi yürekten kutluyorum." dedi.  

Koncuk konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Delikanlım! işaret aldığın gün atandan! Yürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan! Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan'dan! Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın? Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!” 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Çok doğru - 2 ay önce
Insanlar en çok en sevdiklerinden nefret edermiş. Bu kadar nefret ve kin in temeli bu olsa gerek.