MEB'den, eğitim desteği eleştirisine 'bütünleşik' cevabı

MEB'den, eğitim desteği eleştirisine 'bütünleşik' cevabı

Milli Eğitim Bakanlığı, Sayıştay'ın, eğitim öğretim desteğinde neden KYK veya

SYDV'deki sisteme benzer bir sistem kurulamadığı yönündeki eleştiriye şu şekilde

cevap verdi:

"Velilerin mali durumlarını bildirecek bütünleşik bir sistem bulunmamaktadır,

Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gibi kurumların

konu ile ilgili yaptığı çalışmalar incelenmiş ve gerekli işbirlikleri değerlendirilmiştir.

Ancak, bütünleşik bir sistemin olmayışı nedeniyle bazı bilgi ve belgelere erişimde

yaşanan problemler, beyan esaslı çalışmalar yapmayı zorunlu kılmıştır"

İŞTE SAYIŞTAY'IN 2017 YILI DENETİM RAPORUNDA YER ALAN TESPİTİ

BULGU 10: Özel Okullara Yönelik Eğitim ve Öğretim Desteklerine İlişkin Kontrol

ve İzlemenin Yetersiz Olması Özel okullara yönelik eğitim ve öğretim desteklerine

ilişkin kontrol ve izleme faaliyetlerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun Ek 1 inci maddesinde, bu Kanun kapsamında örgün eğitim yapan özel ilkokul, özel ortaokul ve özel liselerde öğrenim gören Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler ile özel okul öncesi eğitim kurumlarından eğitim alanlara belirlenen koşullarda eğitim ve öğretim desteği verilebileceği belirtilmiş ve bu desteğin; "yörenin kalkınmada öncelik derecesi ve gelişmişlik durumu, öğrencinin ailesinin gelir düzeyi, eğitim bölgesinin öğrenci sayısı, desteklenen öğrenci ve öğrencinin gideceği okulun başarı seviyeleri ile öncelikli öğrenciler gibi ölçütler ayrı ayrı veya birlikte dikkate alınarak" verilebileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı maddede eğitim ve öğretim desteğinin verilmesine ilişkin ölçütler, desteğin verileceği eğitim kurumu türleri, eğitim kademeleri ve kurumlar itibarıyla verilecek destek tutarları ve eğitim ve öğretim desteğinin kontrol ve denetimi ile ilgili usul ve esasların Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken hazırlanan yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.

Uygulamada eğitim ve öğretim desteğine hak kazanmada çok sayıda ölçüt kullanılmakta; bunlardan bir bölümünün sonuç üzerinde fazla bir etkisi bulunmazken, bir bölümü sınırlı sayıda aday için sonucu etkileyebilmektedir. Örneğin başarı düzeyinin, öğrencilerin not ortalamasının doğrudan puan olarak değerlendirmeye alınması ve bu puanların birbirine yakın olması nedeniyle sonuç üzerindeki etkisi çok sınırlı kalmaktadır. Not ortalaması dışındaki başarı belgeleri ve öncelikli öğrenciler gibi ölçütlere göre alınan puanlar ise sınırlı sayıda öğrenci için etkili olmakta; sonucu etkileyen temel kriter ise, öğrencinin ailesinin gelir düzeyi olmaktadır.

Ailenin gelir düzeyi, başvuranların beyanları ve bu beyanların dayanağını teşkil eden belgelerle sınırlı olacak şekilde belirlenmekte, bu beyanların doğruluğunun tespitine yönelik bir sistem bulunmamaktadır. 2017 yılında özel okullara yönelik eğitim ve öğretim desteği öğrenci başına ortalama 3.710,70 TL, toplamda ise 1.251.334.800,00 TL olarak planlanmış olup, bütçenin önemli bir kalemini teşkil eden destek uygulamalarının objektif ve denetlenebilir kriterlere dayalı bir sistem aracılığıyla gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.



Gelir düzeyinin başlıca belirleyici etken olması, bu alandaki kontrollerin güçlendirilmesini ve sistemin zaaflarının giderilmesini önemli kılmaktadır. Zira gelir düzeyinin başat etkisinin düşük gelirli ailelere avantaj sağlaması beklenirken, kayıt dışı oranının yüksek olduğu sektörlerdeki işverenlere ve düzenli gelir elde etmeyen ya da gelirlerinin tümü kayıt altında olmayan kimi serbest meslek mensuplarına daha fazla yararlanma imkanı sağladığı yönündeki yaygın kanaat ve şikayetler, sistemin güvenilirliğini sorgulanır hale getirmektedir. Nitekim geçmiş dönem başvurularında beyan edilen gelir tutarları incelendiğinde, özel okul ücretinden daha düşük gelir beyan eden veli oranının yüksek olduğu görülmektedir. Ailelerin kendi gelirlerinin üzerindeki bir tutarı sadece okul ücreti olarak ödemeleri söz konusu olamayacağından, bu şekildeki gelir beyanlarının da gerçekçi olduğu düşünülemez. Bu durum, kişilerin gelirlerinin bir bölümünü ya da tamamını gizleme eğilimine girerek, hak etmediği halde destekten yararlandığını göstermektedir. Buna karşın sabit gelirli/bordrolu kesimin gelirlerini eksik beyan etme olanakları sınırlı olduğundan bu kesim, düşük gelir ya da zarar beyanında bulunan kişiler karşısında dezavantajlı duruma düşmektedir. Dolayısıyla gelir beyanlarına yönelik kontroller büyük önem taşımaktadır.

Aynı husus, Bakanlığın ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının sağladığı burs, kredi, pansiyon, yurt gibi olanaklardan yararlanmak için yapılan başvurular için de geçerlidir. Bu nedenle söz konusu sorunun çözümü için ilgili kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi ve ortak bir sistem geliştirmesinin yararlı olacağı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede başvuru sahiplerinin gerçek gelirlerinin ve variyetlerinin değerlendirilebilmesi için, ilgili kamu kurumlarında mevcut olan bilgilerle desteklenen ortak bir veri bankasının oluşturulması ve

vatandaşın beyan ettiği gelir ve diğer kriterlere ilişkin bilginin doğrudan sistem tarafından zamanlı olarak kontrol edilmesi sağlanmalıdır.

Bu yönde bir sistem oluşturularak vatandaşın her tür bilgisinin doğrudan kamu kurum ve kuruluşları nezdinde mevcut bilgi kaynaklarından alınması, vatandaşı gereksiz bürokrasiden kurtaracağı gibi, kontrollerin daha etkin ve hak kazananların açıklanmasından önce yapılması ile gereksiz mağduriyetler de önlenmiş olacaktır. Karar alma ve kontrol süreçlerinin daha sağlıklı ve hızlı işlemesini sağlayacak bir sistemin tesis edilmesi için, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile yapılacak protokollerle bilgi paylaşımına imkan veren mekanizmaların oluşturulması yararlı olacaktır.

Eğitim ve öğretim desteğinin temel amacının, alt gelir gruplarının özel okullara yönlendirilmesi suretiyle özel okul oranının artırılması yoluyla devletin yükünün azaltılması olduğu dikkate alındığında, bu amacın ne ölçüde gerçekleştiğinin izlenmesi ve uygulamanın buna uygun şekilde sürekli geliştirilmesi de önem kazanmaktadır.Öte yandan eğitim ve öğretim desteğinin verileceği eğitim kurumu türleri, eğitim kademeleri ve hatta her bir okul ve sınıf düzeyi için belirlenen kontenjanlar, değerlendirme sonuçlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Ancak bu unsurların sonuç üzerindeki etkisi başvuranlar tarafından bilinmemekte ya da öngörülememektedir. Kurum türü, eğitim kademeleri, okul ve sınıf kontenjanlarının başvuranlarca bilinmemesinin, sağlıklı tercih yapmaya engel teşkil ettiği, bu verilerin başvuru sürecinde (dolu-boş kontenjanları da içerecek şekilde) kamuoyunun (ya da tercih yapacakların) erişimine açılmasının yararlı olacağı, sistemin şeffaflık ve güvenilirliğini artıracağı değerlendirilmektedir.

Destekten çoğunlukla zaten özel okullara kayıtlı öğrencilerin yararlandığı, kişilerin gerçek gelir ve servetlerine ilişkin tüm bilgilerin kişisel verilerin korunması vb. nedenlerle tespit edilememesi nedeniyle adil ve hakkaniyete uygun bir sistem kurulamaması, sistemdeki kontrol zaaflarının öğrenci velilerini gerçek dışı beyanlara yöneltmesi, gelirlerini beyan etmeme olanağı bulunmayan sabit gelirli/bordrolu aileler yerine varlıklı ailelerin yararlanması gibi yaygın olduğu bilinen sorunlar dikkate alındığında, eğitim ve öğretim desteğinin özel okul oranını artırmada en uygun seçenek olup olmadığının da yeniden değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Özel okullara yönelik eğitim ve öğretim desteğine ilişkin sorunların giderilmesi amacıyla sistemin geliştirilerek daha yalın, anlaşılır, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması; gerçek dışı beyanlarla destekten yararlanılmasını önleyecek kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sistemin amacına hizmet edecek şekilde sürdürülmesini güvence altına alacak izlemelerin yapılması gerekmektedir.

Kamu idaresi cevabında; "Eğitim ve öğretim desteğine müracaat eden öğrencilerin başarı durumları değerlendirilirken; bir önceki yıldaki başarı durumu ile il geneli, ulusal ve uluslararası yarışmalarda alınan dereceler dikkate alınmaktadır. Buna göre 2017-2018 öğretim yılında eğitim ve öğretim desteğinden yararlanan 6.096 öğrencinin bir önceki yıldaki başarı durumu dışındaki kriterlerden bir ya da birkaçından puan alarak yerleştiği tespit edilmiştir.

Ailenin gelir düzeyi temel kriter olmakla birlikte; öğrenci başarısı ve gelir durumu dışındaki kriterlerin de etkili olduğu konuya dair verilerden anlaşılmaktadır. Bu iki madde dışındaki kriterlerden 2017-2018 öğretim yılında eğitim ve öğretim desteğine başvuran öğrencilerden kapsama alınan 34.289 unun bu kriterlerden bir ya da birkaçından puan alarak yerleştiği anlaşılmıştır.

Eğitim ve öğretim desteği için müracaat eden öğrenci velilerinden bordroya dayalı belgeler istenmektedir. Bordroya dayalı geliri olmayan velilerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve mali birimlerden gelir durumunu bildiren belgeleri sunmaları istenmektedir. Ayrıca formatı e-Klavuzda yer alan gelir beyannamesi istenerek, ibraz edilmeyen ve gelirleri ile ilgili olarak daha sonra ortaya çıkacak durumlardan sorumlu olacakları konusunda uyarı yapılmaktadır.

Eğitim ve öğretim desteğine dair, Maliye Bakanlığı ve Bakanlığımızca yayımlanan Tebliğ doğrultusunda hazırlanan e-Klavuz ve ilgili bilgi ve belgeler Bakanlığımız web sitesinde yayımlanmakta ve valiliklere resmi yazı ile bildirilmektedir. Ayrıca il, ilçe ve okul yöneticilerinin bu hususta velileri bilgilendirmeleri istenmektedir.

Velilerin mali durumlarını bildirecek bütünleşik bir sistem bulunmamaktadır, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gibi kurumların konu ile ilgili yaptığı çalışmalar incelenmiş ve gerekli işbirlikleri değerlendirilmiştir. Ancak, bütünleşik bir sistemin olmayışı nedeniyle bazı bilgi ve belgelere erişimde yaşanan problemler, beyan esaslı çalışmalar yapmayı zorunlu kılmıştır. Beyan esaslı belgeler ve diğer hususlarla ilgili bilgi ve belgelerin doğruluğunu kontrol etmek için, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin Ek 2 nci maddesinin 14 üncü fıkrasına 20.06.2017 tarihli ve 30102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile "Bu madde kapsamında eğitim ve öğretim hizmetini sunan ve eğitim ve öğretim desteğinden ilk defa yararlananlara ilişkin bilgi ve belgeler ocak ayına kadar il/ilçe milli eğitim müdürlüğünce görevlendirilen maarif müfettişi/şube müdürü veya uygun görülen başka personel tarafından incelenir. Söz konusu bilgi ve belgelerde gerçeğe aykırılığın tespiti halinde onuncu fıkra hükmü uygulanmak üzere Bakanlığa bildirilir." hükmü eklenmiştir.

Söz konusu Yönetmelik değişikliği ile ilgili bilgi ve belgelerin il/ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından incelenmesi sağlanmıştır. 2017-2018 eğitim ve öğretim desteği müracaatları ile ilgili olarak bu doğrultuda yapılan incelemeler neticesinde gerçeğe aykırı beyanları tespit edilen 1.560 öğrencinin eğitim ve öğretim desteği iptal edilmiştir.

Eğitim ve öğretim desteği 2014-2015 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanmış olup müracaatların belirlenen kontenjandan az olması nedeniyle müracaat eden öğrencilerin tamamı, 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında ise çoğunluğu eğitim ve öğretim desteğinden yararlanmıştır. Bu nedenle gelir düzeyi yüksek olan öğrenciler de kapsama alınmış olup hala bu kapsamda öğrenimine devam etmektedir. Bu durum başvuru yapan veliler tarafından bilinmediği için yüksek gelirli ailelerin destek aldığı kanaati oluşmuştur.Eğitim ve öğretim desteği velilerimiz için özel okullara teşvik ve farkındalık oluşturmaktadır. Bu nedenle eğitim ve öğretim desteği almak isteyen veliler müracaat sürecinden önce özel okullara kayıt yaptırmaktadır. Bu durum, eğitim ve öğretim desteğine müracaat eden öğrencilerin çoğunluğunun özel okula kayıtlı olduğu kanaatine sebep olmaktadır.

Eğitim ve öğretim desteği dezavantajlı bölgelerde özel okul açılmasına katkı sağlayarak bu bölgelerdeki öğrencilerin de özel okullarda okuma imkanına kavuşmasını sağlamıştır. Ayrıca 2017-2018 Öğretim Yılı için 578.752 öğrencinin müracaat etmiş olması velilerimizin eğitim ve öğretim desteğine talebinin fazla olduğunu ortaya koymaktadır.

Bakanlığımızca eğitim ve öğretim desteği sisteminin geliştirilmesi ve velilerimizin gelir durumlarının tespitine dair çalışmalar ilgili Bakanlıklarla işbirliği ve devam etmektedir."

denilmektedir.

Sonuç olarak Bakanlıkça verilen cevapta bulgumuza konu hususlar için temel sorunun, "velilerin mali durumlarını bildirecek bütünleşik bir sistem bulunmaması" olduğu vurgulanarak Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gibi kurumlarla gerekli işbirliklerinin değerlendirildiği; eğitim ve öğretim desteği sisteminin geliştirilmesi ve velilerin gelir durumlarının tespitine dair çalışmaların ilgili Bakanlıklarla işbirliği halinde devam ettirildiği bildirilmiştir. Çeşitli bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarını da ilgilendiren, velilerin gelir durumlarına ilişkin çalışmaların, ortak bir sistem oluşturulmasını da kapsayacak şekilde sürdürülmesinin sorunun çözümüne önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Keza eğitim ve öğretim desteğine ilişkin sistemin, bulgumuzda yer verilen tespit ve öneriler doğrultusunda geliştirilerek adil ve hakkaniyetli, şeffaf, izlenebilir ve güven duyulan bir yapıya kavuşturulması önem arzetmektedir.

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2018, 15:20



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması