Ohal komisyonu kriterleri niye açıklamıyor?

Ohal komisyonu kriterleri niye açıklamıyor?

- Aman hocam hiç ipe un serilir mi?

- Serilir serilir, hele vermek istemeyince bal gibi serilir, diyor Nasreddin Hoca.

Dolaylı yoldan neredeyse bir milyon kişi OHAL Komisyonunun adaletle, şeffaflıkla karar vermesini bekliyordu ki ilk kararlar açıklandı. İlk kararlar, OHAL Komisyonunun AİHM’in önünü kesme niyetiyle kurulduğu, şeffaf olamayacağı tezini destekler nitelikte çıktı. 880 ret kararına karşı topu topu 40 göreve iade kararı.

İnceleyebildiğim kadarıyla ilk kararlarda Bylock kesin delil olarak kabul edilmiş gözüküyor. İstihbarî bilgiler, kurum araştırmaları ve çevre araştırmaları yan delil olmakla birlikte ret kararları için yeterli görülmüş. ”Sosyal çevre algısı” ile bir insanın terör örgütü ile irtibatlı, iltisaklı olduğu kanaati çok çabuk insan harcama belirtisi olarak durmaktadır.

Komisyon, bilgi aldığı o konu/komşu, amir/memurun sözüne güvenilir olduğu kanaatine nasıl vardı, ya iftirayı atan zaten o konu/komşu, amir/memursa? Kuzuyu kurda teslim etmiş olmaz mı?

Resmî makamlarca mahkemelere gönderilen bylock sorgu sonuçlarının altında bile “bu bilgiler istihbarî mahiyette elde edildiğinden adlî ve idarî soruşturmalarda delil olarak kullanılamaz” notu varken; komisyonun, konu/komşudan, amir/memurdan aldığı ve ispatı mümkün olmayan, kesin ve somut verilere dayanmayan bilgiler sonucunda kararlar vermesi durumunda çok büyük hatalı kararlar verebileceğini öngörmek çok da zor değil. Acaba komisyon bu vebali alabilecek mi?

İlk kararlardan sonra gözüken o ki Komisyon elini taşın altına koyup çok fazla sorumluluk alma niyetinde değil.

İlk kararların üzerine komisyonun cevap vermesi gereken yeni hususlar ortaya çıktı: Komisyondan her ret kararı alan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı mı oluyor? Eğer öyle ise bu insanların içinden bazıları neden hâlâ dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor?



Takipsizlik alan, beraat eden insanlara neden öncelik verilmiyor, bir an önce görevlerine geri iade edilmiyor?

Komisyon kriterlerini neden açıklayamıyor?

Mor beyin de ortaya çıkan mağduriyetleri gördük. Eğer at izi ile it izi ayrılsın, yeni mağduriyetlere yol açılmasın isteniyorsa;

1. Takipsizlik/beraat alanlar direkt iade edilmeli, hatta yeni çıkacak bir KHK’ya ”takipsizlik veya beraat alanlar 15 gün içerisinde görevlerine iade edilir.” şeklinde bir madde eklenmeli.

2. Yasal kriterler dolayısıyla yargılaması devam edenlere takipsizlik/beraat verilmeli. Yasal bir şey ne suç olur ne de yardımcı delil olur. Yasal ve legal şeylerden dolayı insanları irtibatlı, iltisaklı diye yaftalamak ancak zulüm olur, sonradan “Pardon” demenin hiçbir kıymeti olmaz.

3. Darbeye karışanlar, suç işleyenler, hukuksuz-keyfi ihraç işlemi yapanlar, mağduriyetlere sebebiyet verenler, isimsiz veya asılsız ihbarlarla iftira atanlar, fişleme yapanlar çok ciddî bir şekilde cezalandırılmalıdır.

Eğer ki AİHM’in iç hukuk yollarının etkili olmadığını görüp Türkiye aleyhinde kararlar vermesi durumunda ödenecek tazminatların hepsi maalesef vatandaşların cebinden çıkacak. Halbuki bu faturayı buna sebep olanların, -siyasal iktidar da dahil olmak üzere- bürok- ratların, asılsız ihbar/iftiralarla binlerce insanı mağdur edenlerin kendi ceplerinden ödemeleri gerekir. Zaten kanunlarımızda da “devlet, bir kişinin kusuru nedeniyle zarara uğramışsa, devlet bu zararı o kişiye rücu etme hakkına sahiptir” hükmü yer almaktadır.

Hani siyasîlerden biri “OHAL Komisyonu ile AİHM’de çok dâvâdan kurtulduk” demişti ya, bence OHAL Komisyonundan ret kararı alanlar için yeni bir komisyon kurulsun, OHAL Komisyonu’nun Komisyonu. Ondan da ret kararı çıkarsa bir komisyon daha. Komisyonun küpü. Böylelikle tükenmez bir iç hukuka sahip oluruz ve hiç kimse de AİHM’e gidip ülkemizi tazminatlara mahkûm edemez. OHAL’de insanın “Böyle KHK’ların böyle komisyonu olur” diyesi geliyor.

yeni asya 



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Haberler
Personel Sağlık
Personel Meb
Hemşire Forması